29 Nisan 2011 Cuma

Eylemimiz, emelimiz, özlemimiz, dileğimiz ve sevdamıza dair! / TKP/ML MK SB

Kürt, Türk, çeşitli milliyetlerden halkımıza,
Halkımızın en değerli evlatlarından, partimiz TKP/ML’nin seçkin kadrolarından, halk ordusu TİKKO’nun gözü pek savaşçılarından beşi daha canımıza can oldu, kalbimize gömüldü! Partimiz Merkez Komitesi üyesi ve Dersim bölgesi siyasi komiseri Sefagül Kesgin (Eylem) yoldaş ile gerilla birliği komutanı ve savaşçılarından Nurşen Aslan (Emel), Gülizar Özkan (Özlem), Fatma Acar (Dilek) ve Derya Aras (Sevda) yoldaşlar; büyük bir özveri, kararlılık ve korkusuzlukla taşıdıkları kızıl bayrağı 2 Şubat’ta yoldaşlarına devrettiler.

Savaş cephesinde ölümsüzlüğe yürüyen yoldaşlarımızın Dersim’in doruklarında dalgalandırdığı proletaryanın bayrağı, onlara andımız olsun ki, ne pahasına olursa olsun zirvelerden inmeyecek, yaktıkları devrim meşalesi sönmeyecektir. Onun için umutsuzluk, karamsarlık ve yılgınlık her zaman uzaktır bize; onun için kayıplar, engeller ve zorluklar mani olamayacak mücadelemize.

Yoldaşların büyüttüğü mirasımız zengindir, mirasımız engindir, mirasımız tükenmezdir. O miras ki İbrahim’den Süleyman’a, Kazım’dan Mehmet’e, Meral’den Çiğdem’e çoğalarak gelmiştir; çağlayarak büyümekte, ölümsüzlük iksiri içirmekte, zafere koşullamaktadır. Artık daha fazla nedenimiz vardır ve yoldaşlarımız her şeyden önce bu misyona can vermişlerdir. Şimdi onlar gibi olmanın, onlar gibi savaşmanın, onlar için de dövüşmenin zamanıdır…

Devrim için savaşı ve halkın kurtuluş davasını zafere taşıyacak olan proletarya ideolojisinin mutlak ihtiyaç duyduğu özne, bu uğurda can bedeli bir mücadeleye atılacak olan komünistler, devrimcilerdir. Buzlar bu sayede kırılacak, yollar bu sayede aydınlatılacak, kitleler bu sayede seferber edilebilecektir. Demokratik Halk Devrimi, yaşamını ona adayanların, onun için her türlü özveriyi göze alanların omuzlarında gelişecek; onun için ölenlerle zafere ulaşacaktır. Devrimlerin yasasıdır bu.

Devrimciler, yoldaşlar,
Kaybımız, acımız ve üzüntümüz büyüktür. Ama öfkemiz, kinimiz ve savaşa dört elle sarılma azmimiz de büyüktür. Bizim için her ölüm erken ölümdür, her ölüm dağlardan yücedir. Ölümsüzlük, yalnız kendisi için yaşamaktan vazgeçenlere mahsustur. Bu yüzden ister dağlarda, isterse sokakta, ister savaşarak, isterse direnerek ya da her nerede ve biçimde olursa olsun; devrimci saflarda yaşamını yitiren bütün militanlar, komünizmin bütün neferleri; öncümüz, öğretmenimiz, onurumuzdur.

Partimizin önder kadrolarından Sefagül Kesgin ile savaşçı yoldaşlarımız Nurşen, Gülizar, Fatma ve Derya; yalnızca Türkiye işçi ve emekçi sınıfları, Türkiye’nin ezilen halk ve ulusları için değil aynı zamanda Türkiye’nin emekçi kadınları adına da savaşıyordu. Kadınların kurtuluşunun devrimin mutlak başarısından geçtiğini biliyor, savaşı kadınlar için de büyütüyorlardı. Onlar, komünist kadın hareketi tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılacak bir savaş ve mücadelenin merkezinde, ateşin tam ortasında ölüme yürüdüler…

Her biri çeşitli kavga alanları ve mücadele platformlarında, nihayetinde gerilla savaşı cephesinde uzun yıllardır büyük emek sarf etmiş, önemli eylem ve direnişlere imza atmışlardı. Devrimin ancak ezen sınıflara karşı amansız, soluksuz ve direngen bir savaşla başarılabileceğini kavramış, bu bilinçle yola koyulmuşlardı. Faşizmin bütün saldırı ve işkencelerinin, her türlü zorluk ve engelin durduramadığı kavgaları, partimize büyük yararlar sağladı, önemli deneyim ve birikimler kazandırdı.

Şimdi halk savaşının bayraktarı olan yoldaşların çağrısına yanıt verme zamanıdır. Onlar için safları sıklaştırmanın, savaşı büyütmenin zamanıdır. Uğruna can verdikleri devrim mücadelesinde daha büyük adımlar atmanın, kavgaya daha sıkı sarılmanın zamanıdır. Gün, bize devrettikleri silahların elden ele geçmesi, savaş şiarlarının dilden dile dolaşması zamanıdır. Görev, şehit düşen yoldaşlarımızın izinden güneşe yürümeyi başararak yerine getirilecektir!

Komünist bir dünya için şehit düşenler ölümsüzdür!
Sefagül, Nurşen, Gülizar, Fatma ve Derya yoldaşlar andımız, onurumuzdur!
Halk savaşının beş kızıl gülü hiç solmayacaklar!
Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve her türden gericilik!
Sürüyor demokratik halk devrimi, sürecek halk savaşı!
Yaşasın partimiz TKP/ML, önderliğindeki TİKKO ve TMLGB!


TKP/ML MK SB

Nisan 2011

Kaynak: Kaypakkaya – Partizan

27 Nisan 2011 Çarşamba

TÜM-İGD / Tarih

İlerici Gençler Derneği, 5 Ocak 1976'da kurulmuştur. 80 döneminin en büyük gençlik örgütlerinden birisidir. "Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur" sloganı temel sloganlarıdır. O dönemdeki diğer gençlik örgütlerinden en büyük farkı işçi sınıfı öncülüğünü benimsemesidir. 6 Kasım 1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından resmen kapatılır. Buna rağmen İGD faaliyetlerini gayri resmi olarak devam ettirir. 1980 askeri darbesinden sonra da çalışmalarına devam eder. Sosyalist hareketin tüm dünyada yaşadığı yavaşlamadan o da etkilenir ve zaman içinde faaliyetleri durma noktasına gelir. 23 Eylül 2002 yılında Tüm İlerici Gençlik Derneği (TÜM-İGD) adıyla resmi olarak tekrar kurulur. TÜM-İGD kendisini gençliğin sosyalist yığın örgütü olarak tanımlar. Daha önceki örgütlenme yapısında olduğu gibi "Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur" sloganıyla işçi sınıfının yanında olduğunu belirtir. Öte yandan derneğin diğer gençlik yapılarından farklı olduğu yan; hem işçi hem öğrenci hem de köylü gençleri kendi bünyesinde barındırmak amacıyla ortaya çıkmasıdır.


İlerici Gençlik adında süreli yayın yapmaktadırlar, TÜM-İGD dernek sloganları: Yolumuz işçi sınıfının yoludur! / Gençlik devrim istiyor! / İşçi, köylü, öğrenci gençlik; TÜM-İGD safında birleştik! / Suphi, Nejat öncümüz; yaşatacak gücümüz!


Tam isim
Tüm İlerici Gençlik Derneği
Kısa isim
TÜM-İGD
Kuruluş
5 Ocak 1976
Web adresi
Resmi Web Sayfası

16 Nisan 2011 Cumartesi

Şempanzeler neden bencil, bonobolar neden paylaşımcı?

Şempanzeler bireycilik ve rekabetçilikleriyle, kardeş tür bonobolarsa paylaşımcılıkları ve rahat sosyal yaşamlarıyla tanınırlar. Geçen ay yayınlanan bir beyin yapısı karşılaştırması, bonoboların empatiden sorumlu beyin bölgelerinin şempanzeden daha büyük olduğunu gösterdi.

En yakın akrabamız aslında bir değil, iki. Bonobolar, şempanzelerin kardeş türü. Günümüzden çok değil 1-1.5 milyon yıl önce Kongo nehri şempanzeyle bonobo soylarını birbirlerinden ayırmıştı. Primatlar aleminin en ilginç türlerinden biri işte bu coğrafi yalıtım (bkz. http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Türleşmenin_nedenleri) vakası sayesinde doğdu.

Aslında şempanze ve bonobo birçok açıdan birbirine yakındır. Görünümleri benzer; iki tür de çok sayıda erkek ve dişiden oluşan gruplar halinde yaşar; ikisi de alet kullanmayı öğrenebilecek ve insanlarla iletişim kurabilecek denli bilişsel yeteneklere sahiptir. Bu benzerlikleri nedeniyle, bonoboların ayrı bir tür olduğu ancak 1900'lerin ilk yarısında fark edilebilmişti.

Bonobo-şempanze farkları
Ancak genel benzerliklerine karşın, şempazenlerle bonoboların bazı davranışları tam bir tezat sergiler.

Dişi ile erkek arasındaki münasebetlerden başlarsak, şempanze toplumları bariz biçimde erkek egemendir. Erkekler yalnızca kendi aralarında kanlı kavgalara girişmezler, dişilere de şiddet uygularlar. Hatta yavruların yetişkin erkeklerce öldürülmesi çok sefer gözlenmiştir.

Bonobo toplumlarında ise dişiler baskındır. Dişiler arasında güçlü bir dayanışma vardır; erkekler yavrulara veya dişilere şiddet uygulamaz. Dahası bonobolar genel olarak da barışçıldır: şempanzelere kıyasla, hem kendi aralarında ve hem de başka gruplarla çok daha seyrek kavga ederler.

Paylaşımcılık ve cinsellik
İki tür arasındaki bir başka farklılık da cömertlikleridir. Şempanzeler ne kadar bencilse bonobolar da o denli paylaşımcıdır. Şempanzeler bölüşmektense dövüşmeyi yeğlerken, bonobolar yemeklerini yabancılarla dahi paylaşmaktan çekinmez.

Genel olarak bonobolarda başka bireylere karşı müsamahanın şempanzelerden üstün olduğu söylenebilir. Bu sayede bonobolar işbirliğine, örneğin beraber yiyecek toplamaya, çok daha açıktır.

Cinselliğin yaşantılarındaki muazzam rolü, bonoboların bir diğer ayırt edici özelliğidir. Barınakta yaşayan bonobolar şempanzelerden çok daha sık cinsel ilişkiye girerler. Bonoboların sırf zevk için, yani üreme amacı olmadan seviştikleri tespit edilmiştir. Günde birden çok defa, birden fazla bireyle sevişebilirler. İnsanlar gibi yüzyüze sevişmeleri de dikkat çekicidir. Dahası, her yaştan ve her cinsten bireyler arasında birliktelik görülür bonobolar arasında.

Belki en çarpıcısı, bonoboların cinsel ilişkiyi sosyal amaçla kullanmalarıdır: bonoboların kavga sonrası barışmak, aralarındaki gerilimleri düşürmek ve hatta yiyecek temin etmek için seviştikleri gözlemlenmiştir. Bonobo erginlerinin oyuna yatkınlığı da onları, ergenlik sonrası bireylerin oyun oynamaya devam ettiği insan ve yunus gibi sayılı tür arasına sokmuştur. Peki, bonoboların bu rahat, paylaşımcı ve yoğun sosyal yaşam biçimi nasıl evrildi? İki tür 1 milyon yıl içinde nasıl bu kadar farklılaştı? Bu sorunun olası yanıtlarından biri, neoteni, ya da gençsellik.

Gençsellik hipotezi
Gençsellik hipotezine göre, bonobo evrimi sırasında gelişim süreçlerini etkileyen değişimler yaşanmıştır; bu değişimler nedeniyle de bonobolar şempanzelere kıyasla daha az olgunlaşır, daha çocuksu kalırlar. Bonobo iskeletini şempanzeyle karşılaştıran 1989 tarihli bir çalışma, bu görüşü desteklemişti: erişkin bonobolar, erişkin değil genç şempanzeleri andırıyordu.

Geçen yıl yapılan bir karşılaştırmalı psikoloji araştırmasının sonuçları da aynı yöndeydi. Yavru ve ergin şempanze ve bonobolar da yemek paylaşımcılığını inceleyen araştırmacılar şunu gördüler: Şempanzeler olgunlaştıkça, paylaşmaya tahammülleri azalmakta, buna karşın erişkin bonobolar yavru bonobolar kadar paylaşıma açık kalmaya devam etmekteler.

Çalışmada ayrıca, bonoboların kendini dizginleme yeteneklerinin şempanzelerden yavaş geliştiği görüldü. Örneğin hayvanlarla şöyle bir oyun tasarlandı: Odada bulunan iki bakıcıdan birine yaklaşmadıkları koşullarda yemek alabiliyorlardı. Yavru şempanzeler yaklaşmamaları gereken bakıcıdan uzak durmayı hızla öğrenirken, yavru bonobolar aynı kişiye yaklaşmaya devam ettiler. Ayrıca ergin bonoboların kendilerini dizginleme yetileri de ergin şempanzelere kıyasla daha zayıftı.

Kısacası bonobolar, yeterince olgunlaşmamış şempanzeleri andırıyorlar. Bu açıdan insanları andırdıkları da söylenebilir – nitekim insanların da yine oyunculuk, paylaşımcılık ve öğrenmeye açıklık gibi özellikleriyle olgunlaşmamış şempanzelere benzediği savlanmıştır.

Beyin yapısı farkları
Geçen ay yayınlanan bir başka araştırmada ise iki türün sosyal ve ruhsal farklarının temelleri bu sefer beyin tomografisi kullanılarak incelendi. Emory Üniversitesi'nden insanbilimci James Rilling liderliğinde bir ekip, hem beynin farklı bölgelerinde gri madde kalınlığını (sinir hücresi gövdelerinin yoğunluğunu), hem de farklı beyin bölgeleri arasındaki bağlantıların sıklığını karşılaştırdılar. Sonuçları yorumlarken de şu bilgiden yararlandılar: Bir bilişsel süreç daha yoğun kullanıldığında, o işlevlerden sorumlu beyin bölgeleri genellikle daha iri olur. Makalenin sonuçlarına bakılırsa, şempanze ve bonobo arasındaki istatistiksel olarak anlamlı beyinsel farkların bir kısmı, iki tür arasında gözlemlenen bazı ruhsal farkları açıklayabilir.

Fark görülen beyin bölgelerinden biri amigdalaydı. Badem şeklindeki bu bölge, duygusal hafızaların saklanması ve duygusal tepkilerle görevlidir. Örneğin tehdit içeren bir durumla karşılaşıldığında amigdala etkinleşir. Amigdalası hasar gören hayvanlarsa korku hissini yitirir. Bağımlılık ve haz gibi süreçlerde de amigdalanın rolü vardır.

Çalışmada, bonoboların amigdalasının bir bölümünün şempanzeden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Araştırmacı ekip, bunun bonoboların risk ve çatışmadan kaçınan karakterini açıklayabileceğini öne sürüyor.

Empati ve paylaşımcılık
Bonobolarda daha iri olan beyin bölgeleri arasında amigdala-korteks (ön beynin, düşünce, hafıza, bilinç gibi karmaşık faaliyetlerle ilgili dış kabuğu) bağlantıları, ayrıca korteksin ön insular ve ön singulat kısımları da bulunuyordu. Amigdala gibi bu bölgeler de duygusal işlevlerle, özellikle de empatiyle ilişkilidir. Örneğin acı çeken birini gördüğünüzde bu bölgeler aktive olur. Ekip, bu farkların, bonoboların daha paylaşımcı ve tahammülkar ruh hallerinin temeli olabileceğini tahmin ediyor.

Peki şempanze ve bonobo arasındaki bu beyin yapısı farklarının sebebi ne olabilir? Makalede, bu yapısal farkların bonoboların testosteron (erkeklik hormonu) seviyelerinin, şempanzelere kıyasla düşük olmasıyla alakalı olabileceği belirtiliyor. Nitekim insan yavruları arasında da testosteron seviyesi arttıkça, empatinin azaldığı fark edilmişti.

İki tür arasındaki hormonal ve yapısal farkların -gerçekten empati farklarını açıkladıklarını varsayarsak- bonobo evriminde mi, şempanze evriminde mi ortaya çıktığını ise daha bilmiyoruz. Bir ihtimal, şempanze-bonobo atası zaten empatisi gelişkin bir türdü; zamanla şempanzeler, testosteron seviyelerini artırmak suretiyle bu özelliklerini kaybetti. Bir diğer ihtimal, ata günümüz şempanzesine benziyordu, empatisi azdı - yüksek empati, gençsellik yoluyla bonoboda evrildi. İnsan, goril, orangutan gibi başka türleri de içeren karşılaştırmalar yapıldığında, iki modelden hangisinin geçerli olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Tabii yiğidi öldürürken hakkını da vermeli – şempanzelerin de insan merkezli bakış açısından üstün özellikleri yok değil. Rilling ve ekibinin şempanzede daha iri olduğunu buldukları beyin bölgeleri arasında görsel korteks dikkat çekiciydi. Makalede, şempanzelerin gelişkin görsel yeteneklerinin, bu türün bonobolara göre daha etkin alet yapma yeteneklerini açıklayabileceği söyleniyor.

Bonoboların geleceği
Bu çalışma, şempanze ve bonobo arasındaki şimdiye dek yapılmış en kapsamlı beyin yapısı karşılaştırması olarak dikkat çekiyor. Müteakip araştırmalar, gelişimin farklı aşamalarındaki bireyleri içerir, daha büyük örneklemler kullanır, ayrıca bireylerin psikolojilerine ve genetik yapılarına dair verilerle de birleştirilirse, iki tür arasındaki psikolojik farkların sinirbilimsel ve genetik temellerini anlamak kolaylaşır.

Ancak bu tip çalışmalar bir uyarıyı da gerektiriyor: Beyin bölgelerinin çok farklı işlevleri bulunur. Birçok bölgenin daha keşfedilmemiş işlevleri olması da olası. Dolayısıyla, bu makaledeki gibi yapısal ve ruhsal özellikleri ilişkilendiren yorumların, şimdilik büyük ölçüde tahmine dayandığı unutulmamalı.

Özellikle de insan davranışını açıklamada bu tip aşırı indirgemeci yorumların yaygınlaştığı göz önüne alınırsa, bu uyarı daha da önem kazanıyor. Mesela insanlar arasında siyasi eğilim farklarının da amigdala ve singulat korteks farklarıyla bağıntılı olduğu, ABD’de sağ eğilimlilerin korku, sol eğilimlerin empati bölgelerinin görece büyük olduğu yönünde yayınlar son yıllarda popülerleşti. Ancak pek çok ruh ve sinirbilimci bu sonuçları yorumlamanın son derece güç olduğunun altını çiziyor.

Son olarak, şempanze ve bonobolar hakkında bu araştırmaların, yalnızca onlara karşı merakımızdan kaynaklanmadığını belirtmek gerek. Kendimizi başka türlerle karşılaştırmak, insan bilişiminin nitelik ve hastalıklarını öğrenebilmek için de etkili bir yöntem. Maalesef en yakın akrabalarımız olan şempanze ve bonobolar bugün ciddi tehdit altında. Günümüzde vahşi bonobolar yalnızca Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içinde bulunuyor ve sayıları 10 bin civarında. Dahası, bölgedeki savaş, avlanma ve orman arazilerinin yok olması gibi nedenlerle bu rakamın daha da azalacağından korkuluyor.

Kaynakça:
Rilling vd (2011). Differences between chimpanzees and bonobos in neural systems supporting social cognition. Social Cognitive and Affective Neuroscience dx.doi.org/10.1093/scan/nsr017
Hare ve Kwetuenda (2010). Bonobos voluntarily share their own food with others. Current Biology 20:R230-1. dx.doi.org/10.1016/j.cub.2009.12.038
Wobber vd. (2010) Bonobos exhibit delayed development of social behavior and cognition relative to chimpanzees. Current Biology 20:226-30. dx.doi.org/10.1016/j.cub.2009.11.070
Vigilant (2007) Bonobos. Current Biology 17:R74-R75. dx.doi.org/10.1016/j.cub.2007.01.021

14 Nisan 2011 Perşembe

Che'yi yakalayan generale tutuklama kararı

Bolivya adaleti 1967 yılında Ernesto Che Guevara'yı Bolivya'nın La Higuera bölgesinde yakalayan general Gary Prado Salmon hakkında tutuklama kararı çıkardı.

Latin Amerika'nın efsane gerilla lideri Che Guevara'yı 9 Ekim 1967'de CIA'yle birlikte düzenlenen operasyonda yakalayan general Gary Prado Salmon, ifade vermeye çağrıldığı Evo Morales'e suikast davası duruşmasına katılmayınca hakkında tutuklama emri çıkarıldı.

Prado, Bolivya polisinin devlet başkanı Evo Morales'e suikast hazırlığında olduğu iddiasıyla 2009 Nisan ayında özel bir operasyonda öldürdüğü Bolivya-Macar vatandaşı Eduardo Rozsa ile ülkenin doğusundaki zengin Santa Cruz eyaletinde CIA'ye bağlı ayrılıkçı kontrgerilla örgütü kurmaya çalışmakla suçlanıyor.

12 Nisan 2011 Salı

Devrimci Karargâh 14 No’lu Bildiri

DEVRİMCİ KARARGÂH 3. davası üzerinden devrimci demokratik kamuoyuyla tartışma başlıklı yazı Devrimci Halkın Birliği – Haber Portalı’nda

21 Eylül Komplosu'na karşı yazılar

21 Eylül Komplosuna Karşı Yazılar SIRA KİMDE? İNİSİYATİFİ DİSK, KESK, TMMOB, TTB, İstanbul Tabip Odası, Tüm-Tis, Halkevleri, 78’liler Girişimi, BDP, EHP, EMEP, ESP, ÖDP, TKP, Sosyalist Parti, SDP, DİP, SGPH, TÖP, SBH, Köz, Devrimci Hareket, Darıca Kültür Derneği

7 Nisan 2011 Perşembe

Kızıldere kitabı 11 Nisan'da bayilerde

BirGün Gazetesi 11 – 17 Nisan tarihleri arasında 2 TL karşılığında elde de edinilebilecek olan, 96 sayfalık Kızıldere kitabını veriyor. Bayilerden istemeyi unutmayınız!